Dünya nüfusunu, mevcut halklarin nispetlerini muhafaza ederek, 100 kisilik bir köy kadar küçültebilseydik bu köy söyle olacakti:
57 Asyali
21 Avrupali,
14 Amerikali (Kuzey,Orta,Güney)
ve 8 Afrikali .
Bunlarin 52'si kadin , 48'i erkek olacakti .
30 beyaz , 70 beyaz ( + + )olmayan,
30 Hiristiyan, 70 Hiristiyan olmayan,
89 heteroseksüel , 11 homoseksüel .
6 kisi bütün servetin % 59'una sahip olacakti ve bunlarin hepsi ABD kökenli olacakti.
20 kisi iy evlerde yasayacakti,
30 kisi okuma-yazma bilecekti,
1'i ölmek üzere , 1'i de dogmak üzere olacakti.
1 kisi bilgisayar sahibi,
1 kisi de (evet, sadece 1 kisi) üniversite mezunu olacakti.
Simdi sunlari göz önünde bulundurun:
Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, 1 hafta sonrasini göremeyecek olan 1 milyon insandan daha sanslisiniz.
Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
Tutuklanmaktan , iskence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kisiden daha iyi bir sansa sahipsiniz.
Buzdolabinizda yiyeceginiz , üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,
dünyadaki insanlarin % 75'inden daha zenginsiniz.
Bankada ve cüzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz
Anneniz , babaniz sag ise, siz bu dünyada nâdir kisilerden birisiniz.
Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
Paraya ihtiyacin yokmus gibi çalis .
Kimse seni üzememis gibi sev .
Kimse seni seyretmiyormus gibi danset .
Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle .
Veya...... sen gene her zaman yaptigin gibi nereye oldugunu bilmeden, kanter içinde kosmaya ve hayattan sikayet etmeye devam et.
alıntıdıri
27/12/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
ilginçç
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış.
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl
yaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik
oranına sahip.
4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla
bilgiye sahip.
8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,
Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,
9'unda ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle
yaşıyor.
11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda
hayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon
dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri
sigara içiyor.
19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre
üyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve
taciz vakası yaşandı.
22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını
tanıyanlardan fazla.
23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150'den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç
kalıyor.
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için
yaşanıyor.
34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk
sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla
askeri harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç
haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi,
atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin
aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.
alıntıdır
11/9/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Opel ile Porsche
Opel marka arabayı Porsche yaptı
Almanya'da polisler trafik kontrolü yaptığı sırada şaşkına döndü.Polonyalı oto tamircisi ve aynı zamanda Porsche tutkunu bir adam Opel-Calibra markası aracını Porsche'ye çevirdi...
Porsche tutkunu bir Polonyalı'nın Opel marka otomobilini Porsche'e benzetmesi Alman Polisi'nin şaşkına çevirdi.
Almanya'nın Hessen eyaletindeki A3 Otobanı üzerinde yer alan Wieskirschen dinlenme tesislerinde yapılan trafik kontrolünde polisler ilginç bir vakayla karşılaştı.
Kontroller sırasında polislerin gözü Polonya plakalı bir çekicinin üzerindeki değerli otomobile takıldı.
Yapılan kontrolde çekicinin üzerindeki Porsche marka arabanın ruhsatında Opel-Calibra yazması polisleri şüpheye düşürdü.

Polonya plakasının da sahte ve otomobilin çalıntı olabileceğini düşünen polisler, arabayı ve sahibini iyice araştırdıklarında şaşkına döndü.
Polis yetkilileri yaptıkları araştırmada, çekicinin üzerindeki arabanın gerçekten Opel-Calibra olduğunu anladı.
Oto tamircisi olan Polonyalı araç sahibi, polise yaptığı açıklamada, kendisinin bir Porsche tutkunu olduğunu ve Opel-Calibra şasesinin üzerine büyük bir özveri ile Porsche kaportası monte ettiğini belirtti.
Polisler ise şaşkınlıklarını gizleyemedi.
alıntıdır
11/9/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Bebek Şeklindeki Çikolatalar
Bilemiyorum yiyebilir misiniz ama bunlar bir tür çikolata. İlk görüşte sanki gerçek bir bebekmiş hissi yaratan bu çikolatalar sanatsal anlamda nasıl değerlendirilir bilinmez ama yemesi insana fazlasıyla olumsuz duygular hissettirebilir gibi görünüyor. şuradan detaylarına bakabilirsiniz.
alıntıdır
10/9/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Dünya tsunami felaketleri
Dünya tarihinde kayda geçen şiddetli depremler ve yol açtığı tsunamiler, şöyle sıralanıyor: -21 Temmuz 365: İskenderiye'de depremin yol açtığı tsunamide 50 binden fazla kişi öldü.
-7 Temmuz 1692: Jamaika'da depremin yol açtığı tsunamide binlerce kişi öldü.
-1700 yılı: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide 30 bin kişi öldü.
-21 Temmuz 365: İskenderiye'de depremin yol açtığı tsunamide 50 binden fazla kişi öldü.
-7 Temmuz 1692: Jamaika'da depremin yol açtığı tsunamide binlerce kişi öldü.
-1700 yılı: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide 30 bin kişi öldü.
-1 Kasım 1755: Portekiz'de depremin yol açtığı tsunamide, 6 ila 15 metre yüksekliğindeki dev dalgalar 10 bin ila 60 bin kişinin ölümüne yol açtı.

-8 Ağustos 1868: Şili'de depremin yol açtığı 15 metrelik dev dalgalarda binlerce kişi hayatını kaybetti.
-26-27 Ağustos 1883: Endonezya'nın Krakatoa adasında yanardağ patlaması sonucu oluşan tsunamide 36 bin kişi öldü.
-15 Haziran 1896: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, 30 metrelik dev dalgalar 280 kilometrelik sahil şeridini yıktı ve 27 bin 122 kişinin ölümüne yol açtı.
-28 Aralık 1908: Depremin yol açtığı tsunamide, 8 metrelik dev dalgalar, İtalya'nın sahil kentleri ve Sicilya'yı vurdu, 120 bin kişi öldü.
-1 Eylül 1923: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, 11 metrelik dev dalgalar Sagami Körfezi, Kanto Ovası, Atami ve Nebuvaka'yı vurdu. Çıkan yangın ve toprak kaymalarıyla birlikte 145 bin kişi yaşamını yitirdi.
-3 Mart 1933: Japonya'da depremin yol açtığı tsunamide, Sanriku'da 2990 kişi öldü.

-1 Nisan 1946: Alaska'da meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide, 35 metreyi bulan dev dalgalar Hilo, Havai ve Aleutian adalarını vurdu, 165 kişi öldü.
-1960 yılı mayıs ayı: Şili'de bir dizi depremin yol açtığı tsunamide 2300 kişi öldü, Havai'de 61 kişi yaşamını yitirdi.
-28 Mart 1964: Alaska'da deprem ve toprak kaymalarının yol açtığı tsunamide, en yükseği 30 metreyi bulan dev dalgalar 130 kişinin ölümüne neden oldu.
-17 Ağustos 1976: Filipinler'de depremin yol açtığı tsunami Mindanao adasını vurdu, 8 bin kişi öldü.
-18 Temmuz 1979: Endonezya'nın Lomblem adasında yanardağ patlamasının yol açtığı tsunamide 539 kişi öldü.
-16 Ekim 1979: Fransa'da deniz dibinde meydana gelen toprak kaymalarının neden olduğu 2 tsunami, Nice'i vurdu, 23 kişi yaşamını yitirdi.
-1 Eylül 1992: Nikaragua'da depremin yol açtığı tsunamide, 11 metrelik dev dalgalar 170 kişiyi öldürdü.
-12 Aralık 1992: Flores ve Babi adalarında, depremin yol açtığı tsunamilerde, 5 ila 25 metre yüksekliğindeki dalgalar Flores'te 1690, Babi'de 263 kişinin ölümüne yol açtı.
-12 Temmuz 1993: Japonya'da deniz dibinde meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide, 5 ila 30 metre yüksekliğindeki dev dalgalar Okuşiri adasını vurdu, 200 kişi öldü.

-3 Haziran 1994: Endonezya'da depremlerin yol açtığı tsunamide, 60 metreden yüksek dev dalgalar Batı Cava bölgesini vurdu, 223 kişi öldü.
-11 Kasım 1994: Mindoro Adasında meydana gelen depremin yol açtığı tsunamide 70 kişi öldü.
-21 Şubat 1996: Depremin yol açtığı tsunami, Peru'nun kuzey sahilini vurdu. 5 metrelik dev dalgalar 12 kişiyi öldürdü.
-17 Temmuz 1998: Papua Yeni Gine'de depremin yol açtığı tsunamide, 7 ila 15 metrelik dev dalgalar 3 bin kişinin ölümüne yol açtı.
-26 Aralık 2004: Endonezya'nın Sumatra adasının batı sahili açıklarında meydana gelen büyüklüğündeki deprem ve tsunamide Güney Asya'yı vurdu, felakette 200 binden fazla kişi öldü.
alıntıdır
9/9/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
her insanın gördüğü rüya aslında okadarda basit sayılmaz, bu knuda benimde bir teorim var insanlar yeenekli olarak doğmaz rüyalarında sıkça yaptıkları aktivitelerde yeteneklidirlerve bu konuda bir araştırma yaptım
ABRAHAM LİNKOL'İN RÜYASI
Amerika eski Cumhurbaşkanlarından Abraham LİNKOLN, 14 Nisan 1865 yılının gecesinde şu rüyayı görmüştür.
"Beyazsaray'ın hizmetkarları telaşla, oradan oraya koşuşturuyorlar.Ve herkese Cumhurbaşkanlarının öldürüldüğü haberini veriyorlar.
Sabah olduğunda gördüğü rüyayı eşine ve yakınlarına anlatır.Tedirgin olmuştur.Bu sebeple o, günki kabine toplantısında bile bu rüyadan bahsetmek lüzumunu hisseder.Abraham LİNKOLN'ün yakınları bunu hayra yorar.Ve ömrünün uzayacağına delalet edeceğini söylerler.
Aynı günün akşamı Abraham LİNKOLN ve karısı, dostlarıyla birlikte tiyatroya gitmeye karar veririler.LİNKOLN'ün oturduğu locanın kapısı aralanır.Katil tabancasındaki bütün mermeleri LİNKOL'ün üzerine boşaltır.LİNKOL, oturduğu koltuğa cansız yığılır.
Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı ölümle tanışır.Gördüğü rüyanın tesiriyle tedirgin olduğu günün akşamında, rüyası gerçekleşir.
Rüya Nedir?
Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller... Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır. Aynı zamanda rüya, öldükten sonraki yaşantımız ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz duygu ve ruh temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok ince gerçekler keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam edilecektir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlanmaktadır.
İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir.
Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz.
Freud’a göre bilincin gizlediği, tamamen sakladığı bu olgular ortaya çıkabilmek için yol aramaktadırlar. Bunlardan bazıları da rüyalar haline girerek kendilerini göstermektedirler.
Freud’un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara büyük değer vermektedirler. Onlar, rüyaları bilimsel şekilde açıklayarak hastalarını tedavi etmektedirler.
Bazı soyut kavramların açıklamaları bilimsel bir zemine oturtularak ifade edilebildiği halde, rüya kavramını bu şekilde açıklamak pek mümkün görünmüyor. Ancak bunu bilimsel verilerle değil de, dinsel yönden açıklanabildiği de bir başka soyut gerçektir. Bu açıklamaya göre ruh bedenden ayrıldığı zaman, yaşanan olayların tümüne rüya diyebiliriz.
Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç dakikalık rüya esnasında bile çok uzun sürdüğünü sandığımız garip, şaşırtıcı ve çok değişik olaylar birbirlerini izlerler. Bu nedenle rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak zaman kavramını biz uyandıktan sonra beynimizin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.
Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem verilmiştir. Rüyaların, korkulan tanrılar tarafından verilen armağan veya cezalar olabileceğine inanılmıştır. Daha sonra kahinler rüyaları açıklamaya, yorumlamaya başlamışlardır. İlk rüya yorumcularının ne zaman ortaya çıktıkları da belli değildir. Ancak Babil’in kahinlerinin büyük ün yaptıkları bilinmektedir. Kaldeliler, Astrolojinin yanı sıra rüya yorumlarında da başarı kazanmışlardır. Zamanla belirli rüyaların anlamları da kesinleşmiştir. Eski Mısırlılar, eski Yunanlılar ve Araplar rüya yorumlarıyla ilgili kitaplar yazmışlardır.
"Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer.
Rüyaların Süresi
Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç dakikalık rüya esnasında bile çok uzun sürdüğünü sanılan garip, şaşırtıcı ve çok değişik olaylar birbirlerini izler, bu nedenle rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak zaman kavramını, uyandıktan sonra beyinin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.
Bilimadamlari rüyanın süresi üzerinde kesin bir sonuca varamamışlardır. Bir kısmı rüyaların sadece birkaç saniye sürdüğünü iddia ederken, diğer bir kısmı da saatlerce devam eden rüyaların olduğu fikrindedir. Bu tartışmalar sırasında Dr. B. Klein adında Amerikali bir bilimadamı bir araştırmaya başlamış ve gönüllü olarak seçtiği kişileri hipnotize ederek uyutmaya başlamıştır ve belli bir süre sonra uyandırıp rüyalarını dinleyerek, bir rüyanın 20 saniyeyi geçmeycek kadar kısa sürdüğünü belirlemiştir. Dr. Klein'ın sürdürdüğü bu araştırmanın sonunda en uzun rüyanın 90 saniyeyi geçirmediği ortaya çıkmıştır.
Bilimsel Tarif
Biyoloji süratle gelişirken rüyaları bilinç altındaki beyin olaylarına bağladı. Ne var ki, rüyaların zamanı aşan farklılıkları kimsenin gözünden kaçmış değildir. İstisna denerek uzun süre konuya ters açıdan bakıldı. Ünlü bir bilim adamı "Fizik ve Biyolojide istisna olmaz. Tek bir olayın bile açıklanması gerekir." hükmü ile metafizik olaylara bilimsel bir kapı ayarladı. Rüyalar metafizik bir olaydır. İç dünyamızdan doğar. Zaman ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak bize ulaşır. Bu arada bilincin ve şuur altının şekillenme ve fotoğraflarına bürünür. Zaten eski psikiyatrislerin rüyaları bilinç altı diye nitelendirmesi onların bu özelliklerinden gelir. Hatta iç dünyadan gelen rüya olayının bilinç altında doğmaz. İçimizdeki ben den bize gelen mesajlardır. Bunun önemli delilleri vardır.
- Rüyalar çok kısa sürede görülür. Uyandığımız zaman 15 - 20 dakika anlattığımız rüya bilimsel olarak ispatlanmıştır ki, bir kaç saniyede görülmüştür. İç dünyadaki kişiliğimizin madde ötesi olması sebebi ile rüyalarda zaman ötesinde ceyran eder. Birkaç saniyelik süre rüyanın şuur altına, oradan bilince geçmesi süresidir. Yoksa rüyada zaman sıfırdır.
- Rüyalarda bir iç spiker vardır. Gördüğümüz bir rüyayı anlatırken "Bir şehre gitmiştim. Orası filanca şehirmiş. Bir kimse gördüm o filanca imiş." dediğimiz zaman bu bilgiyi bize birinin görünmeden söylediğini fark ederiz. İşte bu spiker iç dünyamızdaki ben, asıl kişiliğimizdir.
- Rüyalar bazen açıkça bazen üstü kapalı olaylara bürünmüş olarak geleceği haber vermektedir. Bilim tarihinde ve günlük hayatımızda geleceği olduğu gibi gösteren rüyalara sık rastlanmıştır. Bilim tarihine geçen bu tarz ünlü bir rüya Abraham Linkol' ün rüyasıdır.
Bazı rüyalar açık değildir şekillere bürünmüş gizlenmiştir. Bu rüyanın şuur altından geçerken aldığı fotoğraflardan meydana gelen karışık bir şekildir. Rüya yorumu bu karışık şekillerin analizi anlamını taşımaktadır. Gelecekten haber veren içimizdeki öz varlığımız, ölümsüz olan madde ötesi yanımızdır.
Rüya yorumlanması
Aynı rüya farklı zaman ve yerlerde görülürse, bunun yorumu da farklı olur. Bazen aynı rüyayı değişik insanlarda görebilir, ancak her insanın ruhu ve manevi dünyayı anlayışı, yaşamı farklıdır. Bundan dolayı da yorumu özünden bir şey kaybetmese bile yorumu ve yansıması farklı olur. Zaman zaman başkaları ile ilgili rüyalar da görebiliriz; bizi hiç ilgilendirmeyen bir rüya, bir başka bir başka yakınımızı ilgilendirebilir.
Rüyaları yorumlarken tarafsız olmak, duygulara kapılmamak, karamsarlaşmamak gerekir. Bu arada rüyada sadece bir şekil veya olayı değil, her şeyi birlikte yorumlamalıdır. Rüyadaki renkler de büyük önem taşır.
Rüyada görülen bazı insanlar tanıdıksa, adlarına da dikkat edilmelidir. Bu adların anlamları da yaklaşan bir durumu haber verebilir.
Örneğin derdi, sıkıntısı olan biri rüyasında adı Necati olan birini görürse sevinmelidir. Çünkü Necati "kurtuluş" anlamına gelmektedir. Bu durumda rüyayı gören dertten, sıkıntıdan kurtulacaktır. Rüyaları tarafsızca yorumlamalı ve ayrıntıları da değerlendirmelisiniz.
Rüya Türleri
Uzmanlara göre uyku birkaç devreden oluşmaktadır. Uykusu gelen insan yatağına yatar ve gözlerini kapatır. Kısa süre sonra göz kapakları belli belirsiz titremeye başlar. İnsan o sırada uykuya dalmıştır ve rüya görmektedir. Bazen doktorlar, hastalarına belirli ilaçlar verirler. Bu ilaçlar uykuyu derinleştirebilir ve rüyaları da etkileyebilir. Bu durumda rüya da görülmeyebilir. Ancak ilaç almadan uyuyan bir insan mutlaka rüya görür. Rüyalar renkli ya da siyah beyaz olabilir. İnsanların çoğu, siyah beyaz rüya gördüklerini söylemektedirler. Yapılan araştırmalara göre kadınlar erkeklere göre daha renkli rüyalar görmektedirler.
Rüyalar, genel olarak üçe ayrılmaktadırlar. Kafası yorgun, devamlı bir konuyla ilgilenen kimse uyuduğunda rüyasında karmakarışık şeyler görebilir. Veya bu insan ilgilendiği, önem verdiği konuyu da görebilir.
Bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Örneğin, televizyonda veya başka bir yerde heyecanlı bir sinema izleyen kişi rüyasında aynı şeyleri görebilir. Bu durum sadece etkisinde kalmaktır. Yani gerçek rüya değildir.
İkinci tür kabus veya karabasan denilen rüyadır. Bunlar genellikle iyi başlar. Uyuyan k
imse hoş bir olay vb. ile ilgilendiğini görür ve sonra bu rüya birden korkutucu bir hal almaya başlar. Güzel görüntü değişerek insana dehşet verir. Kabusların açıklamasını sinir doktorları ve psikanalistler yapmaktadırlar. Yani bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Kabusları, rüyada bir kez görülen korkutucu sahnelerle karıştırmamak lazımdır. Karabasan gören insan korkar. Bir ara rüyada olduğunu hissederek uyanmak ister. Bunu başaramaz. Ama uyandığını sanır ve bu sırada kabus devam eder. Her insan ömründe birkaç kez kabus görebilir. Fakat sık sık karabasan görenlerin bazı olaylar, rahatsızlık vb. yüzünden sinirleri sarsılmış olabilir. Bu kimselerin doktorlarıyla konuşmaları faydalı olabilir.
Üçüncü tür rüya olduğu gibi çıkandır. Böyle rüyalar çok değerlidir. Genellikle sezgisi güçlü olanlar, medyumlar hemen çıkan rüyalar görürler. Örneğin insan rüyasında yıllardır rastlamadığı ahbabını görebilir. Onunla konuşabilir. Bu rüyadan kısa bir süre sonra o ahbabı karşısına çıkabilir. Buna “Gerçek Rüya” adı verilir. Böyle rüyalar görenler, dikkatli davranmalıdırlar. Gördükleri şeyleri iyi değerlendirmelidirler.
Dördüncü tür, en sık rastlanılanıdır. Yani uyuyan kimse rüyasında türlü şey görür. Sabah uyandığında da bunlardan bazılarını anımsar. İşte bunlar yorumlanabilir. Rüya tabiri denilen şey, dördüncü tür için gereklidir daha çok. Sabah uyanıldığında akılda kalan ve hatta insanı epey da etkilemiş olan rüyaları yorumlamalıdır. Yorum yaparken karamsar olmamalıdır. Her zaman iyiye yorum yapılmalıdır. Bazı rüyalar iyi sayılmazlar. Buna da üzülmemek gerekir. Çünkü rüya, insanın kendisini koruması için gereken bir uyarıda olabilir.
Beşinci tür rüya ise rüya içinde görülen rüyadır. Genellikle insan rüyasında gördüğü rüyayı da yorumlar. Bu tür rüyalara da çok dikkat etmek gerekir. Çünkü böyle rüyalarda yapılan yorumun gerçekleşme oranı çok yüksektir.
Altıncı tür rüyaların en ilginç sayılanıdır. Bu tekrarlanan rüyadır. İnsan, aynı rüyayı sık sık görür. Örneğin rüyasında daima aynı eve girdiğini, aynı sokakta durduğunu,vb. görebilir. Oysa kendisi ne o evi, nede sokağı bilmektedir. Fakat rüyada o ev, sokak, vb hiçte yabancı değildir. Veya insan devamlı olarak aynı olayı yaşayabilir. Bazı kimseler Hint Felsefesine ve Karma’ya inanmaktadırlar. Karma, insan bedeninin bir çok kez bedenlenmesidir. Yani insan öldükten sonra kısa süre sonra başka bedenle yine dünyaya gelmektedir. Karma’ya inananlar, bu tür rüyaların insanın eski yaşamıyla ilgili olduğunu ileri sürmektedirler. İnsan devamlı görmüş olduğu evde oturmuş olabilir. Oysa rüya yorumu yapanlar bunu kabul etmemektedirler. Böyle yinelenen rüyadaki şeylere dikkat etmek gerekir. Bu sayede insan bir süre sonra neyle karşılaşacağını anlayabilir.
17/8/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Su neden ses çıkarır? Bir ırmağın ya da bir bardak diğer bardağa boşalttığınız suyun sesini dinlediniz mi hiç? Su sesinin dinlendirici bir etkisi vardır üstelik. Bu hoş sesi, hareket eden suyun içindeki hava kabarcıkları çıkartır. Tıpkı bir zilin sallanan tokmağı gibidir bu kabarcıklar. Sıkışıp, sonra da boşaltırlar havalarını. Bu hava kabarcıklarını, bir bardaktan diğer bardağa boşalttığınız suyun içinde rahatlıkla görebilirsiniz.
|
Köpekler niçin dilini çıkartır? Köpek, sıcaklık duygusu çoğalınca ve özellikle koşunca, dilini dışarıya çıkartır. Bu, onun terleme ve serinleme tarzıdır. Köpek, ağzındaki tükürüğün buharlaşmasıyla serinler.
|
Soğuk su mu daha hızlı donar, yoksa sıcak su mu? Birisine sıcak, diğerine de oda sıcaklığında suyu doldurduğunuz iki bardağı buzluğa koyalım. Sıcak su dolu bardağın daha hızlı donduğunu göreceğiz. Bunun sebebini şöyle açıklayabiliriz: Sıcak suyun buharlaşma hızı daha yüksek olduğundan, bu suyun miktarındaki azalma daha fazla olur. Hızlı buharlaşma sonucunda kaybettiği su oranında çok düşük bir ısı derecesine düşen sıcak su, böylece daha hızlı donmuş olur.
|
Sinekler tavanda nasıl yürüyebiliyorlar? Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen de, ayaklarındaki kılların ucunda bulunan vantuzlardır. Bu vantuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, 6 bacaklarının ikisi hareketlidir. Diğer 4 bacak daima sabit durumdadır.
|
Mısır taneleri niçin patlar? Mısır taneleri, nişasta ve bir miktar da nem içerir. Isınan mısır tanesinin içindeki nem, buharlaşıp genişler. Oluşan basınca dayanamayan tane de patlar.
|
Hayvanlar birbiriyle nasıl anlaşır? Balinalarda kardeşlik ibret vericidir. Yaşlanıp kuvvetten kesilen balina hava alabilmek için bir müddet su yüzeyine çıkamayacağını anlayınca kendini karaya vurur. Karaya vurmadan önce kuyruğu ile denize vurarak arkadaşlarından yardım ister. Sinyali alan sürü hep birden ona yardıma koşar. Birkaç yıl önce birçok balina karaya vurmuş bunlardan büyük kısmı balıkçılar tarafından kurtarılmıştır. En kötüsü ise sürü liderinin karaya vurmasıdır. O zaman balinaların hiçbiri kurtarılamamaktadır. Bazı canlılar kendi yaşam bölgelerini belirlemek için "koku bırakma" yöntemini kullanırlar. Örneğin ceylanlar kendi bölgelerini belirlemek için uzun ince dallara ve otlara, hemen gözlerinin altındaki bezlerden salgılanan ve katran gibi kokan bir madde bırakırlar. Bu koku diğer ceylanların bölgenin bir sahibi olduğundan haberdar olmalarını sağlar. Ren geyiklerinin ise, arka ayaklarının ucunda koku bezleri vardır. Bu bezlerden salgılanan koku, bölgelerini işaretlemelerine yardımcı olur. Tavşanlar da çenelerindeki bezler ile bir koku bırakarak bölgelerini işaretlerler.
|
Köpeklerin ne düşündüğünü anlayabilir miyiz? Köpeğinizin gerçekte neler düşündüğünü merak etmez misiniz? Japon oyuncak şirketi Takara, ürettiği yeni bir aletle köpeğinizin havlamalarını çevirerek size ulaştırdığını öne sürüyor. Köpeğin tasmasının kenarına iliştirilen bir mikrofon, köpek tarafından çıkarılan sesleri kaydederken, avuç içi bir alıcı havlamaları, inlemeleri ve iç çekmeleri "Artık dayanamıyorum", "Ne kadar da sıkıcı", "Ben yalnızım" gibi anlamlı cümlelere dönüştürüyor. Nasıl çalıştığına gelince, işin perde arkasında köpek sesi örneklerinin toplanması ve hayvan uzmanları tarafından anlamlarına göre ayrılarak bir veri tabanına yazılması yatıyor. Hayvanınız havladığında, çıkardığı ses mikrofon aracılığıyla alıcıya ulaştırılıyor ve veri tabanındaki seslerle karşılaştırılıyor. Ancak unutmamak gerek ki, bir köpeği en iyi sahibi tanır. Aldığınız sonuçlardan şüpheniz varsa, siz en iyisi onu yürüyüşe çıkarın. Bu arada ürün şu an için sadece Japonya'da satılıyor.
|
Piramitlerin ilginç gizemleri var mıdır? Dünyanın yedi harikasından birisi olan Piramitler, Eski Mısır'ın kralları olan Firavunların hayattayken kendileri için yaptırdıkları mezarlardır. Nil Vadisi'nde yükselen bu dev anıtların 4000 yıldan daha fazla bir tarihi vardır. Ancak piramitlerle ilgili bilgiler, bu gün bile yeni yeni keşfedilmektedir. İşte piramitlere ilişkin bazı ilginç bilgiler: * Piramidin içerisinde süt bir kaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir. * Bitkiler piramit içerisinde daha hızlı büyürler. * Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yaymadan mumyalaşırlar. * Kesik, yanık, sıyrık ve yaralar piramidin içinde daha çabuk iyileşir. * Piramidin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur. * Piramit hangi kralın adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girer ve bu günler; kralın doğduğu ve tahta çıktığı günlere denk düşer. * Kirletilmiş su, bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunur.
|
1/3/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Gözyaşı ne işe yarar? Gözlerimizdeki gözyaşı bezlerinin salgıladığı, tuzlu bir sıvıdır. Gözyaşı, göz küresinin kendi boşluğu içinde hareket etmesine yardımcı olur. Üzerine konan tozları ve yabancı maddeleri siler. Gözün nemli ve temiz kalmasını sağlar. Gözyaşının fazlası, sürekli olarak solunum sırasında incecik bir kanalla burnumuza akar. Ağladığımız zaman çok olan salgı, gözümüzden akıp, yanaklarımızdan süzülür.
|
Eskimolar Nerede Yaşar? Güneş ve Kuzey Kutbu, dünyanın en soğuk bölgeleridir. Tüm yıl boyunca akar ve buzullarla kaplı olurlar. Bu hava şartları yüzünden de, kutuplarda yaşayan topluluklar yoktur. Kutuplarda yaşadığını düşündüğümüz Eskimolar ise, aslında Kuzey Kutbu'na oldukça yakın olan Kuzey Alaska'daki Grönland adasında yaşar. Ve oradaki zor koşullara son derece uyum sağlamışlar. Binlerce yıldır da balık, ren geyiği, balina ve fok balığı avlayarak beslenirler.
|
İlk teleskop ne zaman yapılmıştır? Merceklerin büyütücü özelliği ilk keşfedenler Araplardır. Ancak mercekleri teleskopta kullanmayı ilk kez İngiltere de Royer Bacan (1214-1292) denedi. Modern teleskopların ilk prototipi ise 2 Ekim 1608 tarihinde Hollanda hükümeti adına Johannes Lippershey tarafından yapıldı.
|
Yumurtanın taze olduğunu nasıl anlarız? Yumurtanın tazeliğini anlamak için soğuk suyun içine atmak gerekir. Suyun içinde dipte yatay olarak duran yumurta taze, suyun üzerinde dik olarak duran yumurta ise bayattır.
|
Foklar hiç üşümez mi? Televizyondan ve sirklerden tanıdığımız bu sevimli hayvanlar hayatlarının büyük bir kısmını suda geçirirler. Ok iyi birer yüzücü ve dalgıçtırlar. Biz nasıl karada rahat ve mutluysak, onlar da suda ve buzda aynı şekilde rahat ve mutludurlar. Bahar aylarında bile bulundukları yerin sıcaklığı en fazla 5) derecedir. Bizim böyle bir soğukta donmamak için kat kat giyinip, birçok önlemler almamız gerekirken, onlar hiç üşümezler. Çünkü, kürkleri ve vücutlarında depoladıkları yağları üşümelerini önler. Fok yavruları doğduklarında, bebek yağı denilen bir yağla kaplı olarak doğarlar. Küçücük vücutları bu yağ sayesinde sürekli sıcak kalır. Bu yağ o kadar çoktur ki annesi yavruya yüzme dersi verirken küçük fok adeta can simidi takmış gibi batmadan su üzerinde kalır. Bunun nedeni, yağın sudan daha hafif olmasıdır. Foklar, yavrusunu doğurduktan sonra ona bir tanışma öpücüğü verir. Bu öpücük sayesinde yavrusunun kokusunu tanır ve onu başka yavrularla hiç karıştırmaz.
|
Buluşlar nasıl yapılır? Buluşlar birçok yolla ortaya çıkar. Kimi zaman yalnızca çalışarak,deneme yanılma yöntemiyle, özgün bir fikir, bir gerçeğe dönüştürülür. Kimi zaman da düşünceler mucidin aklına tümüyle rastlantıyla gelirler. İlginç fikirleri olan birçok mucit adayı birçok nedenlerle bu buluşlarına uygulama olanağı bulamazlar. Bunun nedeni zaman ya da para yetersizliği olabilir. Ya da, birtakım gelişmelerin sağlanabilmesi için belirli bir teknik sorunun çözülmesi gerekebilir. |
En uzun ağaç nerededir? Dünyanın en uzun ağaçlarından biri ABD'de ve Kanada'da yetişen Kırmızı Ağaç'tır. En uzun 112 m boylarındadır. Mobilya yapımında kullanılan bambu ağacı, dünyanın en hızlı büyüyen bitkilerinden biridir. Ortalama uzunluğu 30 m olan Bambu ağacı, bu uzunluğa üç ayda ulaşır. Bu ağaç Hindistan Uzakdoğu ve Çin'de yetişmektedir.
|
Uzaydan görülebilen duvar hangisidir? Dünyanın en uzun duvarı Çin Seddi'dir. M.Ö. 246-210 yılları arasında ülkeyi yöneten Chhin Shih Huang'ti tarafından yaptırıldı. Ana duvarın uzunluğu 3460 km'dir. Yan duvarların toplam uzunluğu ise 2860 km'yi bulur. Yüksekliği 4,5 ile 12 m arasında değişir. 16 yüzyıllar onarıldı, 1979 yılında Temmuz ayında baraj yapımı sarısında bir bölümü yıkıldı. Uzaydan görülebilen tek yapıttır. Türk akınlarından korunmak için yapılmıştır.
|
alıntıdır
1/3/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
inanılmaz BİLGİLER
|
Uzaydaki gözümüz
Adı Hubble. Hubble bir uzay teleskopu. Hiç durmadan, yorulmadan 1990 yılından beri uzayı gözlemliyor. Kolay gelsin Hubble. |
Güneş tutulması
İnkalar için, güneş tutulması çok korkutucu bir olaydı. Bu durum onlar için, güneş tanrısının kızgınlığından kaynaklanıyordu. |
|
Sanki bir kuğu
Mamenkisaurus, küçük başı ve 10 metrelik boynuyla en uzun dinozorlardan birisiydi. |
Hangisi Kristof Kolomb?
Bir dokumacının oğlu olarak dünyaya gelen ünlü kâşif Kristof Kolomb'un yaşadığı sürede hiç resmi yapılmamış. |
|
Ayaklı mutfak gibi
Viking ailesinde kadınlar, yemek ve dokuma işlerini üstlenmişlerdi. Kullandıkları araç ve gereçleri yanlarından hiç ayırmazlardı. |
Yaşasın atmosfer
Hava, bulut, yağmur, su... İşte atmosfer olmasaydı, bunlar da olmayacaktı. Mozart, Einstein, Leonardo da... Yaşasın atmosfer! |
|
Daha dün gibi
Dünyada ilk tek hücreli canlı yaşam suda başlamıştı. Ne zaman mı? Çok değil; bundan 3.8 milyar yıl önce. |
Konuşan boyalar
Kızılderililer, yüzlerini değişik biçimlerde boyayarak kimi eylem ve isteklerini yansıtırlardı. |
|
Aydan bakıldığında ne görünüyor?
Aydan bakıldığında. dünya üzerinde görülebilen tek yapı 6500 km. uzunluğundaki Çin Seddi'dir. |
Altın bitki
Çek. Cumhuriyeti'nden Nemce isimli bir kimyager, yaptığı deneyler sonucunda içine altın karıştırılmış toprakta bitki yetiştirmeyi başardı. |
|
Bir timsahın ağzının kapanmasını sağlayan çene kasları öylesine güçlüdür ki, özel bir çaba harcamasına gerek kalmadan yetişkin bir insanın bacağını kopartabilir. Ancak ağzının açılmasını sağlayan kasları aynı oranda güçlü değildir. Tek elle bastırıldığında, timsahın açık olan ağzı kolaylıkla kapatılabilir. |
|
Denizyılanlarının kimileri suyun yüzeyinde kalabilmek ve hızlı hareket edebilmek için bol miktarda hava yutarlar ve kendilerini balon gibi şişirirler. |
|
New York'un kurucusu olan Hollandalılar, buraya önce New Amsterdam adını vermişler. Ancak daha sonra kenti İngilizler ele geçirmiş, York Dükü James'in adından esinlenerek New York adını uygun görmüşler. |
|
Nereye bakarsanız bakın, suya rastlarsınız. Dünyanın üçte ikisi sularla kaplıdır ve insan vücudunun da yaklaşık yüzde 70'i sudan oluşur. Ayrıca evrendeki hemen her iki maddeden biri sudan nasibini almıştır. Çünkü suyu, atmosferde en çok rastlanan hidrojen ve oksijen elementleri oluşturur. |
|
Dünyadaki arabaların tümü bir yılda egzoz gazıyla birlikte havaya 250 bin ton kurşun bırakıyor. Zehirli bir madde olan kurşun ise insanlar tarafından sürekli olarak solunuyor. |
|
Mavi balinanın ağırlığı 25 filin ağırlığına eşittir. |
|
Kargalar birçok sesi taklit edebilir, bazı kelimeleri söyleyebilir. |
|
Köpekbalıklarının alışılmış görüntüsü dışında kalan bir tür de halı köpekbalığı’dır. Bu türün en büyük özelliği deri yapısının halı saçaklarını andırmasıdır. Deniz yüzeyine yatarak düşmanlarından gizlenir. |
|
İsveçli bir itfaiyeci, 67 dakika 20 saniyede hortumları birbirine bağlayarak 6.067 metrelik bir hortum elde etti ve rekor kırdı. Önceki rekor 5.895 metrelik bir hortum ve 72 dakika 17 saniye idi... | |
|
Su, dünyanın her tarafında öylesine boldur ki, Büyük Sahra Çölü'nde su kaynağı bulmak için yapılan sondajlarda canlı balıklara bile rastlanmıştır. |
alıntıdır (mobidik) |
1/3/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Türkiye Sağlık Düzeyi İstatistikleri
- Canlı doğumlardaki bebek ölüm oranı
Erkeklerde %11 kızlarda %8
- Düşük doğum ağırlıklı bebekler
Doğumların %8'i
- Kadınların yaşam süresi, erkeklerin yaşam süresine göre ortalama 7 yıl daha uzun
- Yetişkin okur-yazarlık oranı
kadınlarda %68, erkeklerde %86
- Kişi başına sağlıklı su kullanım miktarı
Yıllık 433 mm3
- Kişi başına düşen yıllık milli gelir
1780$ (1991)
- Merkezi harcamalarda sağlığa ayrılan pay
%3- %5
| ÖLÜM NEDENİ |
1986 |
1987 |
1988 |
1989 |
1990 |
1991 |
1992 |
1993 |
| Kalp Hastalıkları |
49639 |
49486 |
52135 |
56412 |
58019 |
59378 |
63672 |
57540 |
| Kan yapıcı dokuların habis hastalıkları |
12098 |
12779 |
13292 |
15243 |
15164 |
15114 |
16888 |
17114 |
| Semptomlar ve İyi Tanımlanmamış Haller |
15555 |
14125 |
12401 |
15071 |
17452 |
17843 |
14641 |
12751 |
| Serebro-vasküler Hastalık |
9752 |
10556 |
10443 |
11534 |
11227 |
11124 |
11011 |
10951 |
| Ani Bebek Ölümlerinin Diğer Nedenleri |
10828 |
9616 |
8854 |
10219 |
8610 |
6741 |
7424 |
8162 |
| Zatürre |
4293 |
3988 |
4001 |
4680 |
4113 |
3432 |
4030 |
3120 |
| Doğumla İlgili Ölümler |
1931 |
2810 |
3062 |
4072 |
4354 |
4611 |
3516 |
3626 |
| Enterit ve Diyareli Diğer Hastalıklar |
3088 |
2847 |
2557 |
2471 |
1941 |
1690 |
1634 |
1528 |
| Diğer Hastalıklar ve Kazalar |
25955 |
27458 |
27882 |
30773 |
29412 |
30992 |
32290 |
32531 |
| TOPLAM |
133139 |
134025 |
134627 |
150475 |
150292 |
150925 |
155106 |
157323 |
Fazla İyimser Toplum…
| RAHATSIZLIK |
HALKIN KENDİNİ NE ORANDA RİSKLİ GÖRDÜĞÜ |
| Uyuşturucu bağımlılığı |
-2,17 |
| Alkol |
-2,02 |
| İntihara teşebbüs |
-1,94 |
| Astım |
-1,36 |
| Besin zehirlenmesi |
-1,25 |
| Güneş Çarpması |
-1,17 |
| Safra Taşı |
-0,84 |
| Sağırlık |
-0,82 |
| Zatürre |
-0,80 |
| Akciğer kanseri |
-0,77 |
| Cilt kanseri |
-0,77 |
| Uçuk |
-0,77 |
| İhtiyarlık |
-0,76 |
| Larenjit |
-0,71 |
| Dişeti hastalıkları |
-0,69 |
| Diş çürümesi |
-0,58 |
| Uyku bozuklukları |
-0,57 |
| Ülser |
-0,55 |
| Diabet |
-0,53 |
| Şişmanlık |
-0,40 |
| Verem |
-0,31 |
| Felç |
-0,29 |
| Kalp krizi |
-0,24 |
| Eklem iltihabı |
-0,24 |
| Düşüp kemiğini kırmak |
-0,10 |
| Yüksek tansiyon |
-0,02 |
| Kanser |
0,08 |
Toplum arasında oldukça yaygın olan tüm bu rahatsızlıklar konusunda halkın kendini riskli görme oranlarının hemen hepsinin EKSİ değerde olması dikkat çekicidir.
Kitap Üzerine İstatistik Bilgiler
- Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye'de bu rakam 2000 - 3000 civarında basılmaktadır.
- Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı, ortalama 100 ABD doları, Türkiye'de ise bu rakam 10 ABD dolarının altındadır.
- Türkiye'de her 100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyor.
- Japonya'da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye'de sadece 23 milyon.
- Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'nda, kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada.
- Japonya'da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa'da 7. Türkiye'de ise yılda 12 bin 89 kişiye 1 kitap düşüyor.
- Türkiye'de yüksek öğrenim görenlerin oranı 1965'e göre 14 kat arttı. Ama Yüksek Öğrenim mezunlarının kitap okuma oranı 1965'in de altında kaldı.
Dünyada Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap Sayısı
| Amerika |
72 000 |
| Almanya |
65 000 |
| İngiltere |
48 000 |
| Fransa |
39 000 |
| Brezilya |
13 000 |
| Türkiye |
6 031 |
10/2/2008 | Kategori:
ilkler enler
|
Yorum (0)
Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
olmamıs
kavak yelleri ileti
meraba
e
şablon
kavak yelleri
kavak yelleri
şablonun footer bölümü
kavak yelleri