Son Yazılar
-
bedava sms gönder
İstediğiniz tüm cep telefonlarına hiçbir ücret ödemeden bedava sms göndermek ister misiniz?
Geçenlerde yeni bir ücretsiz SMS gönderme sitesiyle tanıştım. Site üzerinden dilediğiniz kişilere cep numaranız görünmeden bedava SMS gönderebiliyorsunuz. Mesajın gönderildiği numara olarak yabancı bir numara görünüyor. Sitenin en önemli özelliği gönderdiğiniz mesajlarda hiçbir şekilde reklam barınmıyor. 160 karaktere istediğinizi yazabiliyorsunuz. Sitenin en büyük sorunu Türkçe karakterlerde sorun çıkartıyor ve Avea hatlara mesaj gitmiyor. Ama Turkcell ve Vodafone'a sorunsuz gönderilebiliyor.
Bir mesaj gönderdikten sonra yeni mesaj göndermek için bikaç dakika beklemeniz yeterli... Yoğunluk nedeniyle mesajlarınız kısa süre gecikmeli ulaşabilir. Göndereceğiniz numarayı 905XXXXXXXX şeklinde girebilirsiniz. (90-Türkiye ülke kodu)
Bedava SMS Göndermek İçin: http://freesms.cloudapp.net
Site yoğunluk nedeniyle kapatılabilir. Bu zamana kadar doya doya bedava SMS gönderebilirsiniz..18/10/2009 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
KIRMIZI ERİĞİN FAYDALARI
KIRMIZI ERİĞİN FAYDALARI
Türkiye'nin hemen her yöresinde yetiştirilen erik, daha çok taze meyve olarak tüketildiği gibi komposto, hoşaf, şurup, pekmez, reçel, marmelat veya kurutularak saklanıyor. Satın alırken, canlı yeşil, sert, sulu ve lekesiz olan eriklerin seçilmesi tavsiye edilirken erik, bol miktarda B vitaminleri içeriyor.
İlkbaharda çıkan eriğin yeşil, kırmızı ve sarı meyvesi sonbahara kadar, kurutulmuşu da yıl boyunca tüketilebiliyor. Latince adı 'Prunus domestica' olan erik, en eski yazılı belgelere göre 2000 yıldır biliniyor. Kafkasya ve Hazar Deniz'i çevresinden dünyaya yayıldığı sanılan eriğin, erkenci döneminde çıkanına 'can eriği', yaz ortalarında olgunlaşanına 'Japon ya da İtalyan eriği' deniyor. Ağustos'ta olgunlaşmaya başlayan 'Avrupa eriği' ise ekim ayına kadar yenebiliyor. Farklı dönemlerde olgunlaşan eriğin, farklı biçim ve büyüklükteki meyvelerinin ince kabuğu, türlere göre yeşil, sarı, kırmızı ve mor renkler alıyor. Türkiye'deki en tanınmış erik çeşitleri can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olarak biliniyor.
Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terleticidir. Tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara iyi geldiği belirtildi.
5/7/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
MEYVELERİN ve SEBZELERİN FAYDALARI
KIZILCIK
Sonbahar mevsiminin habercisi olarak bilinen kızılcık meyvesinin, yaprağı, ağacın kökü, gövdesi ve
kabuğuyla tam bir şifa kaynağı olduğu belirtildi.
Eylül ve ekim aylarında meyvelerini veren kızılcık, Karadeniz'de ve İstanbul'un Karadeniz'e yakın yamaçlarında bol miktarda yetişiyor. Meyvesi, yaprağı, ağacının kökü, gövdesi, kabuğuyla bir şifa kaynağı olan kızılcığın yararları şunlar:Beyninde bulunan epifiz bezi, hava karardıktan sonra melatonin adı verilen bir hormon salgılar. Yaşam ritmimizi ve uykumuzu bu hormona borçluyuz. Uyku beyni dinlendirir, güçlendirir, hücre yenilenmesini sağlar, bağışıklık sistemini, oksidasyonu onarır ve tüm yaşam kalitesini yükseltir. Öte yandan önemli hormonların salgılanmasına yardımcı olur. Birçok bilim adamı melatonini en önemli anti-oksidan olarak tanımlarlar. Melatonin takviyesi günümüzdeki temel anti aging tedavilerinden birisi olmuştur. Bu hormonun doktor kontrolünde kullanımı, bağışıklık sistemini ve yaşam kalitesini etkili bir şekilde yükseltir. Melatonin ilaçlarının birçoğu kızılcıktan yapılır. Uyku sorunları olan kişilere, gece yatmadan önce bir bardak kızılcık suyu içilmesi tavsiye edilir. Kızılcık kanın pıhtılaşmasını artırır. Çiğden hazırlanmış kızılcık suyu veya kaynatarak yapılan kızılcık şerbeti, kan pıhtılaşmasını düzenler. Kızılcık kabuğu ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir. Özellikle bayanlar sık sık sistit ve idrar yolu enfeksiyonu geçirirler. Kızılcık bu sorunların tedavisine yardımcı olur. İdrar enfeksiyonlarının çoğuna e-coli adı verilen bir bakteri neden olur. Kızılcıkta bulunan benzoik asit bakterilerin çoğalmasını engeller ve vücudumuzdan atılmasını kolaylaştırır. Kızılcık suyu, şerbeti veya kompostosu idrarımızdaki asit miktarını arttırır. Böylece böbrek taşlarının tedavisinde kullanılır. Bu arada idrardaki ağır kokuları da giderir.
Ekşi Elma
Gülgillerden; ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir.
Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir.
Ispanak
Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur.
Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.
Greyfurt
Turunçgiller familyasından; bahçelerde yetiştirilen bir ağaç ve meyvesidir. Meyvesi, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı hafif acımsı ve ekşidir. İçeriğinde C vitamini vadır.
İştah açar. Karaciğerin normal çalışmasını sağlar. Safra ifrazatını arttırır. Hazmı kolaylaştırır. İdrar tutukluğunu giderir, bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu ve zehirli atıkları atar. Kanı temizler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Felç ve kanamaları önler. Akciğer ve göğüs hastalıklarında faydalıdır.
Sebzelerin Yararı Nelerdir?
BROKOLİ
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.
PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.
ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.
KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: "Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor."
SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.
5/7/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
ingilizce sözcüğü türkceye çevir
ingilizce sözcüğü türkceye çevir

İngilizce'den -Türkçe'ye Bilgisayar destekli
online çeviri sistemi*
Çevirmek istediğiniz İngilizce metni kutuya yazınız.(Max. 2048 harf - 2kb)
******>
www.hemencevir.com 2005 * Bu çeviriler bir bilgisayar tarafından yapılır. Hata ve yanlışlar olabilir. Lütfen önemli
çevirilerinizi bir tercümana yaptırınız.cümle çeviri sözlüğü
alıntı
4/5/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
balık dünyası



İlk akvaryum kuranlarında karşılaşabilecekleri olağan hatalar....
Akvaryuma balığı erken koymak....
Yeni akvaryum sahiplerinşin yaptıkları en büyük bir diğer hata, akvaryumlarına bir an önce balık koymak için duydukları sabırsızlıktır. Akvaryumu kurdukları gün balık alma hatası en çok yapılan hatalardandır. Bazıları şanslı olsada ilk gün akvaryuma konan balıkların bir çoğu maalesef kaybedilecektir. Peki sorun nedir ? Şehir suyunun içinde olabilecek kimyasallar, ağır metaller, çözünmemiş gazlar, balıklar için zehirlidir. Akvaryum kimyası ile ilgili detaylı bir makalemiz hazırlandığı için burada fazla detaya girmeyeceğim. Suyun zararlı minerallerden temizlenmesi ve çözünmemiş gazların suyu terk etmesi için birkaç gün beklenmesi, akvaryum suyunun oturmasını ve pH'ın stabilize olmasını sağlayacaktır.

aynı anda çok balık koymak....
Evet, yukarıdaki tavsiyelerimize uydunuz, suyun stabilize olması için yeterince beklediniz. Artık sabrınızı zorluyorsunuz ama işte akvaryumunuzun suyu balık koyulacak duruma geldi. Sırada yine yeni akvaryumcuların yaptığı bir hata var. Akvaryumunuza birden bire çok balık koymamalısınız. Akvaryum suyunda yeterli bakteri kolonileri oluşmadan bir anda çok balığın yaşaması için güvenli olmaz. Sadece bir yada iki dayanıklı balık koymakla başlayacağız. Daha fazla balık koymak için akvaryumda nitrit seviyesinin yükselip, sıfırlanmasını bekleyeceğiz. Amaç sabrınızı test etmek değil evde besleyeceğimiz balıkların ömürlerini uzatmak.
Birbiriyle uyumlu olmayan balık koymak....
Yeni akvaryum sahipleri çoğunlukla kendilerine çekici gelen tüm balıkları akvaryumlarına koymak isterler. Her balığın farklı çevre ihtiyaçları vardır. Balıkların kimi kavgacı sert balıklardır, kimi sakin huyludur, hepsi farklı su özellikleri isterler. Akvaryuma balık seçerken bunlara çok dikkat etmek gereklidir. Aynı su şartlarında yaşayabilen ve birbirine uyumlu balıklar seçilmelidir. Araştırmanızı yapın ve barışçıl, aynı su şartlarına uyum sağlayabilecek balıklar seçmelisiniz.
Fazla beslenme...
Yazının başından beri yeni başlayanlar dedik ama bu hata tüm akvaryumseverlerin sıklıkla yaptıkları bir hatadır. Balıkları gereğinden fazla beslemek. Balıklar her zaman fırsatçıdır ve sürekli yiyecek birşeyler ararlar. Sadece yemek aradıkları için aç sanarak kendinizi balıkları beslemek zorunda hissetmemelisiniz. En doğrusu bir kerede balıkların 5 dakikadan az bir sürede tamamını tüketecekleri kadar yem vermektir. Başlangıçta günde bir kere beslemek yeterli olacaktır. Amonyum yada nitrit seviyesinde yükselme olduğunda bir iki gün yemleme yapılmamalıdır. Bu süre balıkların dışkıları azalacağından suda temizlenme hızlanacaktır. Balıklar rahatlıkla ve hiç bir hastalık sebebi olmadan birkaç gün yemsiz kalabilirler.
yetersiz filtreleme....
Akvaryumunuzdaki filtre mutlaka akvaryum suyunu 1 saat içinde en az 3 kere içinden geçirip sirküle edebilmelidir. Sirkülasyonun daha az olması akvaryumunuzdaki filtrelemenşn yetersiz olduğunu gösterir. Filtre seçerken ölçüsü konusunda kararsız kalıyorsanız bir büyüğünü almanızı öneririm. Hiç bir zaman filtrelemenşn fazla olması sorun yaratmayacaktır ama yetersiz olması balıklar üzerinde her türlü hastalığa sebep olacaktır. Sonuçları maalesef balıklarınız açısından hoş olmayacaktır.
Su testlerin yapılmaması....
Yeni akvaryum sahiplerinin nitrojen döngüsü hakkında ve su kimyasının kontrol edilmesi gerektiği konusunda tam bilgi sahibi olmalarını beklemiyoruz. Buna bağlı olarak akvaryum suyunu test etmeleri gerektiğini bilmediklerinden, toksinlerle uğraşmak zorunda kalabilmektedirler. Akvaryumu ilk kurduğumuzda birkaç gün kendi halinde çalışması için beklemiştik. İşte bu sırada suyun pH, nitrit, sertlik seviyeleri temel kayıt olarak ölçüldü. Başlangıç döngüsünde (Bak.nitrojen döngüsü) amonyak ve nitrit ölçümleri önemlidir. Başlangıçta döngü tamamlanıp akvaryum suyu istenen seviyeye stabile edildiğinde artık bu testleri ayda bir kere yapmak gereklidir. Herhangi bir ani balık ölümğnde de testleri yapmak, değişiklik olup olmadığını görmek için önemlidir.
Su değişiminin aksatılması....jpg)
Yine yeni akvaryum sahiplerine, akvaryumlarını nasıl temizlemeleri gerektiği öğretilmemiş olabilir. Belirli aralıklarla akvaryum dibinde biriken tortuların su ile birlikte alınarak temizlenmesi ve eksilen suyun yerine taze su ilave edilmesi gerekir. Akvaryumunuzu temizlemesenizde balıklarınız muhtemelen bu sebepten ölmeyecektir ancak sudaki bozukluk onların stres altında yaşamalarına, hastalanmalarına ve ömürlerinin kısalmasına sebep olacaktır.
18/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
püf noktalar
Bakır Kapların Parlatılması
Bir bezi sirke ile hafifce islatip, bakiri ovun. Kaplariniz piril piril olur.
Balık Kokusu
Balik kizarttiktan sonra mutfaga sinen kokuyu gidermek için bir kapta: 1 çay bardagi su ve 2 çorba kasigi sirkeyi kaynatiniz.
Ceviz Lekesi Elden Nasıl Çıkartılır
Eller önce 1-2 dakika kadar sirkeye batirilmis bir pamukla ovulur. Sonra da soguk suyla ovulur. Ardindan soguk suyla yikanir. Ceviz lekesi tamamen çikar.
Domates Kabukları
Domatesin kabuğunu kolay soymak için, kaynar suya daldırıp, bıçağın tersini domatesin yüzünde ağır ağır gezdirin.
Ekmek
Ekmekleri düzgün kesmek için bazen zorlaniriz, özellikle taze ekmek hemen hamur olur. Oysa biçagimizin ucunu biraz atese tutarsak daha kolay yapabiliriz.
Kahve Nemli İse
Türk kahvesinin nem aldigini farkederseniz, kahve dolu kavanozun içine 1-2 tane kesme seker koyun.
Kavanoz Kapakları
Ne kadar zordur sikismis kapaklari açmak. Oysa kapagi biraz ocak atesine tutarsaniz, kolayca açilir. Veya kaynar su dolu bir kaba, kavanozu ters çevirip, kapagini sokarak da ayni sonucu aliriz. Bir de kavanozun altindan kuvvetlice elimizle vurarak da sikisan kapaktan kurtulabiliriz.
Kolay Soğutma
Buzdolabiniz bozuldu, ya da artik bos yer yok. Temiz bir kovayi musluk suyu ile doldurun. Içine bir çorba kasigi sofra tuzu atin. Siseleri daldirin. Yeterince soguyacaklardir.
Kuru Bakliyat
Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin.
Limon Kabukları
Suyunu siktiginiz limon kabuklarini atmayiniz.Çelik esyalarin, biçaklarin parlatilmasinda kullanabilirsiniz.
Mayonez Hazırlama
Mayonez hazırlarken eğer sos kesilirse, bir yumurta sarısını 2-3 damla sirke ile çırpın ve yeterli miktarda zeytinyağı ile koyulaştırın. Bu karışımı kesilen sosa çırparak yedirin.
Mutfakta Tıkalı Lavaboların Açılması
Lastik pompalarla dakikalarca açmak için ugrasmayin. Kaynar sodali su, tikali delikten dökülürse, tikali yer hemen açilacaktir.
Mutfaktaki Haşerelerle Savaş
Mutfakta özellikle dolaplarda dolasan hamam böcegi, karinca gibi haserati yok etmek ve bir daha gelmemelerini saglamak için bu haseratin dolastigi yerlere, dolaplara terebantin sürmek kesin yoldur.
Patates Pişirmenin Püf Noktası
Pisirme suyuna bir kasik sirke koyun. Hem rengi sapsari kalir, hemdaha lezzetli olur.
Sıktığınız Limonları Atmayın
Degersiz olarak gördügünüz limon kabuklarini günesli bir yere koyup kurutursaniz, iyi bir temizleme aracina sahip olursunuz. Bu kurumus kabuklarla, özellikle isli ve yagli mutfak esyalarinizi ovarken, sasirtici sonuçlar alirsiniz.
Soğan Kokusu Ellerden Nasıl Çıkartılır
Evvelden hasladiginiz patatesi mutfaktaki isiniz bitince elinize sürerek ovusturunuz. Bu isleme bes dakika kadar devam ediniz. Ellerinizdeki kokulari alip götürecektir.
Soğan Soyarken
Soğan soyarken gözlerinizin yaşarmaması için soğanı içi su dolu bir tasın içinde soyun.
Soğan Soyarken
Gözleriniz mi yasariyor? Sogani, içi su dolu bir tasin içinde soyun. Sikintidan kurtulursunuz.
Soslar
Tuz bazen sütü keser. Bu nedenle, beşamele ve diğer sütlü soslara, kıvamı bulduktan sonra tuz koyunuz.
Tuzluk Tıkanıyorsa
Tuzluklariniza biraz pirinç koyunuz.
Yağlı Şişeler Nasıl Temizlenir
Önce deterjanla yikayin. Sonra durulanan sisenin içine sodali su koyarak sallamaya baslanir. Bes dakika kadar sallanan sise çalkalanip bu sefer içine kahva telvesi ilave edilir. Bir süre bu sekilde sallanan sise kisa bir zaman sonra yaglardan tamamen temizlenmis duruma gelecektir.
Yemeğinizin Tuzunu Fazla Kaçırınca
Tencereye birkaç parça çig patates atin. Fazla tuzu çekecektir.6/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
mutlu olmak için
Kendinizi mutsuz hissediyorsanız, veya yorgunsanız bu yüzünüze çok yansır. Ama bunu çözmenin yöntemleri var.
Bazen yüzümüzün düştüğü ve kendimizi çok mutsuz hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bu dönemde hemen makyaj çantanıza sarılmak ve kozmetik ürünlerinin kendimizi iyi hissettirmesine izin vermek en doğrusu. İşte kolaylıkla uygulayabileceğiniz öneriler...
1. İnatçı Göz Torbaları
Fazla alkol tüketimi veya uykusuz çalışma saatleri göz altında torbalanmalara neden oluyor. Hemen moralinizi bozmayın. Pembe far kullanarak göz torbalarınızı kamufle edebilirsiniz. Pembe far yüzünüze ışıltı vererek, yorgun ifadenizi canlandıracaktır.
2. Gülsuyu Tazeliği
Taze çiçek kokuları ruhunuza rahatlatarak, kendinize iyi hissetmenizi sağlar. Çiçek kokulu, fresh parfümlerin yanı sıra gülsuyu kokusu da sizde aynı etkiyi oluşturabilir. Gülsuyunu burnunuzun önünden geçirin ve derin bir nefes alın. Her gün biraz gülsuyu ile kendinizi ve cildinizi tazelemeyi deneyin.
3. Su ferahlığı
Makyaj yapmayı sevmiyorsanız, günde birkaç kez yüzünüze soğuk su çarparak, kan dolaşımınızın hızlanmasını ve yüzünüzün renklenmesini sağlayabilirsiniz. Yanaklarınıza parmaklarınızla hafifçe vurarak, kırmızılık verebilirsiniz. Su cildine ferahlatacak ve daha iyi görünmenize yardımcı olacaktır.
4. Şeftali Renkteki Pudra
Yazın tazeliğini ve ışıltısını yüzünüze yansıtmak için şeftali tonlarında allık kullanabilirsiniz. Yanaklarınızda doğal, sağlıklı ve mutlu bir görünüm oluşturacaktır. yanaklarınızı çimdikleyin ve kızaran bölgeye allığı uygulayın. Allığı cömertçe sürün sonra avuç içlerinizle yanaklarınıza vurun. Böylece fazlalığı alabilirsiniz.
5. Sanal Mutluluk
Mutsuz olduğunuzda dört parça çikolata yiyerek alacağınız 500-600 kalori yerine, magnezyum takviyesi kullanabilirsiniz. Sonradan kilolarla uğraşmak yerine bu takviyeleri almayı denemelisiniz. Çikolatanın verdiği mutluluğu verdiğini göreceksiniz.
6. Banyoda Parfüm Keyfi
Güzel kokular hormonları harekete geçirerek mutlu olmayı sağlar. Banyo yapmak ise bir başka mutluluk kaynağıdır. Banyo suyunuza hoş kokulu ve cildinizi yumuşatan banyo yağlarından ekleyebilirsiniz. Bir kapak yağın vücudunuzla neler değiştirdiğini fark edeceksiniz.
7. Dudak Hilesi
Dudaklarınızın ince görünmesi sizi mutsuz ediyorsa, daha kalın görünmesi için küçük bir hileye başvurabilirsiniz. Rujunuzu dudaklarınızdan taşacak biçimde sürün ve sonra fazlalığı silin. Koyu renkli rujlar işinizi kolaylaştırabilir.
8. Güzel Tırnaklar
Güzel ellere sahip olmayı kim istemez ki? Zevkinize ve giyim tarzınıza uygun bir ojeyi seçin ve hemen tırnaklarınıza sürün. Ellerinizin bakımlı görünmesi moralinizi düzeltecek ve kendinize güveninizi artıracaktır.
9. Dudaklarda Badem Yağı
Badem yağının sadece kirpiklere ve kaşlara uygulandığını sanmayın. Çatlayan dudaklarınıza biraz badem yağı sürerseniz, sürdüğünüz rujun etkisinin çok daha uzun süre kalacağını ve dudaklarınızın pürüzsüz görüneceğini fark edeceksiniz.
10. Dudakta Göz Farı
Dudağınıza göz farı sürmeyi hiç aklınıza gelmiş miydi? Pudra görevi üstlenen göz farınız, rujunuzun dudaklarınızda uzun süre canlı ve renkli görünmesini sağlayacaktır.
11. Çiçekli Uyku
Yastığınızın altına çiçek kokulu sabunlar veya lavantalı torbacıklar yerleştirebilirsiniz. Lavanta kokusu uykuya kolayca dalmanıza yardımcı olacaktır. Çiçek kokulu sabunları küçük parçalara bölerek bir keseye yerleştirebilirsiniz. Lavanta keselerinin etkisini yine hissedebilirsiniz.
12. Mavi Rimel
Kirpiklerinizi mavi maskarayla boyamaya ne dersiniz? Klasik siyah ve kahverengi rimelin dışına çıkarak, kirpiklerinizin daha çekici olduğunu göreceksiniz.
13. Kristal Taşlar
Gözlerinizi yorgun ve birbirine batar gibi hissediyorsanız gözlerinizin yorgunluğunu kristal taşlarla alabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın ve üzerine kristal taşları yerleştirin. Negatif enerjiyi gözlerinizden alacaktır.
14. Soda Mucizesi
Güzelliğinizin sırrını sodada keşfedebilirsiniz. Sabahları yüzünüzü sodayla yıkamayı deneyin. Cildinizdeki tazelik ve rahatlama hissedeceksiniz.
15. Yağlı Saçlar
saçlarınız yağlı olduğu için, her gün yıkamanız saçlarınız için yıpratıcı olabilir. Bunun doğal bir reçetesi var. Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gram suda çay gibi demleyin. Sıvıyı temiz saç diplerinize sürün. Saçlarınızın yağsız bir görünüme kavuştuğunu hissedeceksiniz.
Cosmopolitan5/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
beyin inizi kullanın
Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz? Ya da sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinlerseniz, hayatınızda nelerin değişeceğini biliyor musunuz? Siz en iyisi bu haberi okuyun, beyni kullanmanın püf noktaları ile hayatta istediğiniz her şeye kavuşun!
AÇIK HAVADA DÜŞÜNÜN
1- Beyin açık havadayken ve ayaktayken daha iyi çalışır. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, “volta atmayı” deneyebilirsiniz.
2 - Yürürken kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?
3- Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip, kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz. Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.
4- Zihinsel jimnastik /antrenman yapın. Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz. Satranç gibi akıl oyunları oynayın. Yatkınsanız, meditasyon, yoga gibi zihni dinginleştiren teknikler üzerinde çalışın.
RUTİNDEN KURTULUN
5 - Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.
6 - Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin!
7 - Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın. Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.
8 - Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klâsik müziğin zekâya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.
9 - Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekillenir. Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız.
10 - Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır.
KALİTELİ BEYİN İÇİN UYKU
11 - İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin. Einstein‘in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.
12 - Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25’ini tüketir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.
13 - Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.
14 - Kullanılmayan organ körelir. Sürekli televizyon seyrederek beyninizi “düşük viteste çalıştırmayın.
15 - Beynin en tehlikeli yanı “ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanır mıyım?” diye düşünürseniz, heyecanlanırsınız.
16 - Beyni yoran monotonluktur. Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.
SİHİRLİ SAYI KURALI
17 - Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna “sihirli sayı” kuralı denir. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz “servis dışı” olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken “kafadan “ değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kâğıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.
18 - Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Uzun süre hareketsiz kalmak, zihni de hareketsizleştirir. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya özen gösterin. Yeterince su için. Çünkü, insan beyninin yüzde 78’i su ile kaplıdır.
19 - Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler, sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak akıllıca bir harekettir.
20 - Bu hafta kafanızı nasıl daha iyi çalıştırabileceğiniz üzerine daha fazla düşünün. Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine beynimiz! “Aklınızı “başınıza” toplayın ve kullanın!5/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
bayat ekmek için
Bayat ekmeği değerlendirme rehberiBirçok insan bayatlayan ekmeği çöpe atmak istemese bile nasıl değerlendireceğini bilmediği için israf ediyor. Hâlbuki bayat ekmekle hazırlanabilecek o kadar çok yiyecek var ki...
Ekmek, Türk mutfak kültürünün vazgeçilmez bir unsuru. Sadece sulu yemek ile değil, pilav, börek ve makarnanın yanında da sevilerek tüketilen ekmek, bu verilen önemine rağmen israf ediliyor. Yapılan araştırmalara göre, İstanbul’da günde ortalama 3 milyon adet ekmek çöpe gidiyor. Bütün ülkedeki günlük ekmek israfı ise 15 milyonu buluyor. Birçok insan bayatlayan ekmeği çöpe atmak istemese bile nasıl değerlendireceğini bilmediği için israf ediyor. Hâlbuki bayat ekmekle hazırlanabilecek o kadar çok yiyecek var ki. Basit tariflerle çok lezzetli ve güzel yemekler yapmak mümkün. Sadece bayat ekmeğin kullanım şartları veya değerlendirme noktalarının bilinmesi gerekiyor. Sefertası Hareketi adıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşu bu israfın önüne geçebilmek için kampanyalar düzenliyor. Nadir Güllü ve Sefertası Hareketi Yürütme Kurulu Başkanı Sinan Topçuoğlu amaçlarının israfı önlemek olduğunu söylüyor. Ekmek israfının toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çeken Nadir Güllü, bu sorunun mutlaka önüne geçilmesi gerektiğini belirtiyor. Çocukların bayat ekmek yemek istemediğini ifade eden Güllü, “Bayat ekmeği, başta çocuklar olmak üzere kimse yemek istemiyor. Bunun için ekmeğe değişik şekiller ve tatlar vererek sunum yapılmalı.” diye konuşuyor.Ekmek tasarruf klavuzuSoğumuş ekmek, bayatlamış demek değildir. Ekmek israfını önlemek için, her şeyden önce soğuk ekmeği bayat kabul etmemek gerek. Orta derecede bayat ekmek, taze ekmekten daha az lezzetli olmasına rağmen, daha az besleyici değildir.Tüketebilecek kadar ekmek alınmalı
Her gün aynı miktarda ekmek alma alışkanlığı yanlıştır. Bazı günler, yemek türüne göre, ekmek ihtiyacı daha az olabilir. Örneğin, makarna veya börek ile birlikte daha az ekmek tüketilir. Ekmeği fırından yeni çıkmışken alıyorsanız, tazeliğin cazibesine kapılıp ihtiyaçtan fazla almamalıdır.
Ekmek uygun şartlarda saklanmalıUzmanlar, ekmeğin yeterince soğumasından sonra ambalajlanmasını ve derin dondurucuda saklanmasını öneriyorlar. Ekmek, -18 derecede görünür bir değişime uğramadan aylarca saklanabilir.Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Bülent Deniz:
Beyazlatılmış undan yapılan ekmekler alınmamalıTürkiye’deki en önemli gıda maddelerinden biri olan ekmek, birçok yerde hijyen koşullarına riayet edilmeden üretiliyor. Yeterince pişmemiş, yanık, su ve tuz oranı dengesiz, mayalanma sürecine uyulmayan, yağda kızartılmış kadar yağlı ekmekler birçok yerde satılıyor. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Bülent Deniz, tüketicilerin bu konuda çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Deniz, özellikle “potasyum bromat” yani beyazlatıcı madde bulunan ekmeklerin alınmaması gerektiğini aktarıyor. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise kepekli ekmek. Çünkü satılan birçok kepekli ekmek gerçekten kepekli ekmek değil. Bu yüzden ekmek alınırken içerisinde kullanılan malzemelerin oranı bilinmeli.Bayat ekmeği nasıl değerlendirelim?* Bayat ekmeği değerlendirmenin en basit ve en bilinen yolu, köfte harcının içine katmaktır.
* Ekmek fırında veya açıkta bekletilerek kıtırlaştırıldıktan sonra öğütülüp galeta unu haline getirilir. Galeta unu, köfte yaparken, ekmek yerine harca katılabilir.
* Bayat ekmeği küp küp kesip fırında kıtırlaştırdıktan sonra çorbaların içine atarak değerlendirebiliriz.
* Bayat ekmeği yumuşatmak istenirse ekmek dilimleri bir kevgire konulur; kevgir, su dolu bir tencerenin üzerine oturtulup kapatılır. Su kaynadıkça, ekmeği nemlendirip yumuşatır.
***
||||| TARİFLER ||||||||||Ekmek çorbasıMalzemeler: 150 gr ekmek içi, 200 gr süzme yoğurt, 10 su bardağı et suyu, 1 çay kaşığı kırmızı biber, 1 çorba kaşığı tereyağı, 1/2 tatlı kaşığı tuz.Yapılışı: Elde ufalanan ekmek içi akşamdan yoğurt ile bir kapta iyice karıştırılır. Ertesi gün yeniden iyice karıştırılır. Bir tencerede et suyu kaynatılır. Yoğurtlu ekmek içi, karıştırılarak et suyuna yedirilir. Tuzu da ekledikten sonra hafif ateşte 5 dakika daha kaynatılıp ocaktan alınır. Bir tavada kızdırılan tereyağına kırmızı biber katılarak karıştırılır. Sonra çorbaya ilâve edilir. Çorba sıcak sıcak içilir.
***
Peynirli bayat ekmek köftesiMalzeme: 1 adet bayat ekmek, yarım kalıp sert beyaz peynir, 1 demet maydanoz, 2 yumurta, 1 adet orta boy soğan, köfte baharı, tuz ve pul biber, galeta unu.Yapılışı: 1 adet bayat ekmek, üzerine su serpilerek nemlendirildikten sonra ufalanır. İçine yarım kalıp sert beyaz peynir rendelenir; 1 demet maydanoz doğranır; 2 yumurta kırılır; 1 adet orta boy soğan rendelenir; tuz, köfte baharı ve pul biber katılır. Karışım yoğurularak köfte şeklinde parçalara ayrılır. Köfteler önce una, sonra çırpılmış yumurtaya, daha sonra galeta ununa bulanıp kızgın yağda kızartılır. Üzerlerine kürdan batırılarak servise çıkarılır.
***
Bayat ekmek kanepesiBir kabın içinde 1 çorba kaşığı salça, yarım çay bardağı sıvı yağ, 1 tatlı kaşığı kekik, yarım çay bardağı süt, 200 gr ezilmiş beyaz peynir, 2 yumurta iyice karıştırılır. Bu karışım, kanepe şeklinde ve ince bayat ekmek dilimlerine sürülür. Dilimler, fırın tepsisine dizilir; hafif pembeleşinceye kadar kızartılır. Kızartılmış dilimlerin üzerine 1’er ince dilim domates; bunun üzerine de 2 ince dilim sosis yerleştirilir. Kanepeler, kürdanlı olarak servis tabağına alınıp, soğutmadan, kıvırcık marul yaprakları eşliğinde servise çıkarılır.
***
Vişneli ekmek tatlısıMalzeme: 1 kilo toz şeker, 5 su bardağı su, 1 kilo vişne, 2 adet bayat ekmek, krema veya kaymak.Yapılışı: Bayat ekmekten 2 cm kalınlığında dilimler kesilir. Kabuklar düzgünce kesilerek çıkarılır. Daha sonra dilimler ortadan kesilerek iki parçaya ayrılır; fırın tepsisine dizilir. Orta ısıda hafif pembeleşinceye kadar kızartılır. 1 kg toz şeker, 5 su bardağı su, bir tencerede kaynatılıp şurup yapılır. Çekirdekleri çıkarılmış 1 kg vişne, şuruba katılır; 1-2 taşım kaynatılır. Vişne taneleri bir tabağa alınır. Ateşten alınan vişne şurubu, soğumadan, kızartılmış ekmek dilimlerinin üzerine kepçe ile gezdirilir. Sonra tepsi ağır ateşte tutularak, içindeki şurup, koyulaşana kadar kaynatılır. Ara sıra tepsi hafifçe sallanarak, ekmeklerin dibe yapışmaması ve şurubu iyice emmesi sağlanır. Şurup koyulaşınca, tepsi ateşten alınıp soğutulur. Ekmek dilimleri tabaklara yerleştirilir. Üzerine krema veya kaymak konulur. Bunun üzerine de vişne taneleri yerleştirilir.
******
Sofrada hatırla, düşün ve şükret!AHMED ŞAHİN
Gerçekten de bizim temel kültürümüzün içinde özel ve güzel bir sofra kültürümüz vardır. Bu kültür unutulmamalı, hatta yemek yiyip su içtiğimiz müddetçe bu kültür hayatımızda yaşamalı, yokmuş gibi bir ihmal ve ilgisizliğe de maruz kalmamalıdır... Böyle bir anlayış içinde baktığımızda görüyoruz ki, insanın yiyecek kadar iştiha duyması, bu iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulması her şeyden önce Allah’ın büyük bir lütuf ve ikramıdır. Çünkü yiyeceği var, ama iştihası yok. İştihası var, fakat bu defa da yiyeceği yok nice kimseler vardır bu âlemde. Öyle ise inanmış insanlar sofraya her oturuşta bu lütfu hatırlamalı, bu nimeti düşünmelidir. Yani yemek boyunca “zikir, fikir ve şükür” içinde olmalıdır. Sofrada böylesine bir zikir, fikir ve şükür içinde olunabilir mi? Alimlerimiz olunabileceğini şöyle anlatıyorlar. Diyorlar ki:
-Yemeğe “Bismillah” diyerek başlamak zikirdir. Bu iştihayı verip, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmek ‘fikir’dir. Yemek sonunda “Elhamdülillah” diyerek kalkmak ise şükürdür.
Sofraya böyle zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de kalkan kimse, sofra kültürünü yaşayan ve de yaşatan kimsedir.Böyle kimseler sofrasında bereket, kalbinde de hep mutluluk ve huzur hissederler...
Alimlerimiz sofra kültürümüzü anlatırken bazı sünnet ölçülerine de dikkat çekiyor ve diyorlar ki:
-Sofraya zikirle oturup, fikirle devam ederken şükürle kalkan kimseye layık olan, midesini aşırı yemekle doldurmamak, tıka basa yememek... İhtiyaçtan fazla yemeye alışmak hem sünnete aykırı hem de sıhhate...
Hem tıp hem de dini ilimlerde ihtisas yapmış bir alime sormuşlar:
-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili bir ayet buldunuz mu? diye. Şöyle cevap vermiş:
-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili çok ayet vardır. En başta geleni ise şu ayettir:
-Yiyiniz, içiniz ama çok yiyerek israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez!..
Alim şöyle devam etmiş sözlerine:
-Anlaşılıyor ki, helalinden yiyip içmek serbesttir. Ama çok yemek serbest değil, en azından mekruhtur!.. Çünkü çok yemekte israf vardır. Allah ise israf edenleri sevmez!..
Nitekim bu ayeti tefsir eden en eski tıp adamı meşhur İbn-i Sina da şu açıklamayı yapmıştır:
-Yediğinizde israf yapmayın, az yiyin. Yemekten sonra dört-beş saat bekleyin. Üst üste yiyip de mideyi yormayın!.. Şifa hazımdadır.Aslında yemek konusunda en nihai ölçüyü Efendimiz (sas) Hazretleri vermiştir:
-Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, kalan üçte birini de rahat nefes almaya ayırın!..
İşte size sünnete uygun şekilde sofraya oturma ve sofradan kalkma kültürümüz...
Yani sofraya iştiha ile oturmalı, yine iştiha varken kalkmalı, midede suya, nefes almaya her zaman yer bırakmalıdır.
Sahabeden Semüre bin Cündeb’in oğlu yemekten sonra kusmuştu. Çok yedikten sonra kusmayı hayra alamet saymayan baba Semüre şöyle dedi:
-Şayet bu kusmadan dolayı ölmüş olsaydın, cenaze namazını kılmakta tereddüt ederdim!..
Demek ki, çok yemekten dolayı ölen insanı, namazı kılınamayacak derecede günahkar kimse gibi görüyordu sahabeler.
Hazreti Ömer Efendimiz (ra)’in ikazı da düşündürücüdür. Şöyle diyordu meşhur sözünde:
-Nefsin arzu ettiği her şeyi yemek israftandır. Allah ise israf edenleri sevmez!..
Şunu da ilave ediyordu sözüne:
-Unutmayınız ki yediğiniz helal ise hesabı, haramsa azabı vardır!.. Demek ki insan, iradesine sahip olmalı, aklına gelen her şeyi alıp yeme alışkanlığı gibi bir irade zaafına düşmemeli, hem sıhhatini, hem parasını, hem de sofra kültürünü korumasını bilmelidir!..Helal kazanç kolay harcanmazHelal kazanç kolayca harcanamaz, birtakım gereksiz şeyler ihtiyaç olarak görülüp de müsrifçe para kullanma sorumsuzluğuna yönelinemez. Bilhassa böyle günlerde. Çünkü helal kazanç çok zor elde ediliyor. Asla kolayca ele geçirilemiyor. Elbette zor elde edilen şeyler zor harcanacak, elden çıkarılırken defalarca düşünülüp tartılarak sarf edilecektir.
Bu sebeple, hayatlarını helal rızıkla tamamlamak hedefinde olanlar, haram lokma yemekten, yılandan, akrepten korkar gibi korkanlar, israftan da korkacaklar, ihtiyaç olmayan gereksiz şeyleri ihtiyaç gibi görerek lüzumsuz şeylere para sarf etmekten çekineceklerdir.
Bu çok makul ve meşru bir titizliktir. Cimrilik sanılmamalıdır.
Hatta, yemeklerde bile şöyle bir düşünüp taşınma gereği duyarak, görenek belasıyla alışılan yemek çeşitlerinden de bir ölçüde kaçınacak, sünnet olan, en az çeşitte karar kılmaya gayret göstereceklerdir.
Yemeklerinde hep bol çeşide alışan, bu yüzden kazancından da hep şikâyette bulunan bir obur adama, Geylani Hazretleri şöyle ikazda bulunmuştur:
Sizi çok yemek öldürdü, bizi de az yemek diriltti!
Evet, israflı sofralarda midesini tıka basa dolduran kimsede manevi konulara karşı bir ölü ilgisizlik ve duyarsızlığı başlar. Onun bütün meselesi bitmek bilmeyen israflı ihtiyaçlarıdır. Bunu da helal kazançla temin edemediğinden felsefe değişir, malum şu tekerleme de gelişir:
Ver Allah’ım ver, kulun haram helal demez yer!
Böyle bir sonuç, sünnetten uzaklaşıp israfa dalmakla, ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç sanıp bol harcamakla meydana gelir. Bilmem yanılıyor muyum? İsterseniz bir de siz deneyin israfsız iktisatlı hayatı...* Mevlana’dan öğütlerEkmeğin zevkini, ancak aç kimse bilir; tok olan, o zevki, hiç bilmez! Ekmekçi dükkanındaki ekmeklerden dükkanın ne haberi vardır?
Ekmekçi aç olsaydı, ekmeği hiç satmazdı; seher rüzgârı gülün kıymetini bilseydi, onu saçıp dökmezdi!
***
||||| TARİFLER ||||||||||Bayat ekmek pizzasıBayat ekmekler dilimlenip küp küp kesilir. Margarin ile yağlanmış ve un serpiştirilmiş fırın tepsisine yayılır. 4 yumurta çırpılır; içine 2 su bardağı süt, 1 paket kabartma tozu, yarım çay bardağı sıvı yağ katılır. Karışım tekrar çırpılıp ekmeklerin üzerine dökülür. Bayat ekmek pizzası bu durumda buzdolabında bir gün bekletilebileceği gibi hemen de pişirilebilir. Fırına verilmeden önce, üzerine dilimlenmiş sucuk, salam veya sosis yerleştirilir. Domates, biber dilimleri de yerleştirilebilir. Bunların üzerine de kaşar rendesi serpiştirilir.
***
Ekmek tatlısıMalzeme: 2 adet ekmek, 6 adet yumurta, 1 fincan süt, bir tavalık ayçiçeği yağı, 2 kilo şeker.Yapılışı: Ekmeklerin dış kabukları bıçakla sıyrılır, daha sonra düzgün bir şekilde doğranır, dilimlenir. Yumurtalar bir kaba kırılır, süt ile çırpılır, sıvı yağda sütlü yumurtalı karışıma dilimlenen ekmekler bandırılarak tavada kızartılır. Kızartılan ekmekler bir peçete üzerine çıkarılarak çektiği yağdan arındırılır. 2 kilo şekerden yapılan şerbetle kızaran ekmekler bir tepside altüst yapılarak 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra kaymak ile servis edilir.
***
KalacuşBayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konulur. Kıyılmış soğan, tavada kızdırılmış margarin ile pembeleşinceye kadar kavrulur. Çalkalanarak ayran kıvamına getirilen yoğurt ve su, yağ ve soğanın bulunduğu tavaya eklenir. Birkaç dakika kaynatıldıktan sonra, oluşan karışım derin kapta bulunan doğranmış bayat ekmeklerin üzerine dökülür. Kabın kapağı kapatılır. Bir süre ateşin üzerinde tutulduktan sonra hemen sofraya getirilir.
***
Ekmek oğmasıBayat ekmeklerin içi -istenirse, kabuğu ile birlikte- ufalanır; bir kapta eritilen tereyağına dökülerek kavrulur. Sonra üzerine bir yumurta kırılıp ekmek ufakları ile alt üst edilir. Ardından 1 bardak süt dökülüp yeniden karıştırılır. Çok hafif ateşte süt çekilinceye kadar bekletilir. Süt çekilince ateşten alınır; üzerine bir bez konularak demlendirilir. Ilıyınca yenilir.
***
MuhammaraMalzeme: 2 adet ekmek, 50 gr ceviz içi, 2 adet iri boy kuru soğan, 2 diş sarımsak, 1 bağ maydanoz, 250 gr beyaz peynir, 50 gr pul biber, 50 gr sıvı yağ, 1 yemek kaşığı tuz, 100 gr domates salçası. Yapılışı: 2 adet ekmek içi suyla ıslatılır ve suyu sıkılır. Bir karıştırma kabına alınır. 50 gr ceviz içi çekilir. İki adet kuru soğan, sarımsaklar ve maydanoz çok ince şekilde çekilir. İçine rende beyaz peynir, pul biber, tuz, sıvıyağ, salça konulur ve hepsi karıştırılır. Hazırlanan karışım kanepe şeklinde dilimlenmiş ekmekler üzerine sürülerek servis yapılır.kaynak (haber7)5/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
ağız kokusu için
”Eyvah ağzım kokuyor!” diyorsanız.
Özellikle ramazan ile birlikte ağız kokularında artış görölüyor. Fakat uzmanlar bu konunun ramazan ile ilgili olmadığını aksine ağız kokuların temelinde ciddi sağlık problemlerinin olduğuna işaret ediyor.
Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir enfeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı ya da sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olurlar.
Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalıdır.
Ağız içi kaynaklı kokularda yapılması gerekenler
• Tüm diş çürükleri tedavi edilmeli.
• Diş eti hastalığı tedavi edilmeli. Dişeti cebi ve diş taşları elimine edilmeli.
• Gömük ve yarı gömük 20 yaş dişleri çekilmeli.
• Hatalı yada eskimiş köprü ve protezler yenilenmelidir.
Ağız Kokusunun Diğer Sebepleri
· Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlarda,
· Şeker hastalığı (aseton kokusu gibidir),
· Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibidir),
· Karaciğer yetmezliği,
· Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu),
· Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır).
Ağız Kokusunu Önlemek İçin
1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun
Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.
2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.
3-Sakız çiğneyin
Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.
4-Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.
5-Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.
6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın
Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.
7-Basit şeker tüketiminizi azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.
8-Lokmaları iyi çiğneyin
Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.
9-Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.
10-Sigara içmeyin
Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.5/1/2008 | Kategori: pufnoktalar | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
- « Daha Yeni |
- Daha Eski »












One Theme
olmamıs
kavak yelleri ileti
meraba
e
şablon
kavak yelleri
kavak yelleri
şablonun footer bölümü
kavak yelleri