YÜREKLENDİRME (Niels Hav)
Ne denli iç ısıtıcı değil mi sizce de,
yok olacaklarını düşünmek
birkaç onyıla kadar
şaşkın bir dönemin ardından
emekliye ayrılan devlet başkanlarının,
düşünün ki yok olacaklar
aşınıma uğramış savlarıyla
şımarık çalışanları tv ve radyoların,
beceriksiz gazeteciler ve kapitalizme yaranmaya çalışan
bütün o yalakalar, hem de sonsuza değin!
Biz yok olacağız.
Onlar yok olacaklar.
Ben yok olacağım.
Sen yok olacaksın.
Her şey yok olacak.
Yaşasın!
YAS TUTAN AĞAÇ (Şeref Bilsel)
Ölüyü evden çıkarıyorlar
ölüyü dünyadan
ağladıkça
ölüyü gözden çıkarıyorlar
küllüğe basılmış sigara gibi
boynu bükük komşularkapıda bir çift ayakkabı
siyah mı? hayır simsiyah
su almasın diye kenarları dikişli
-nasıl büyür insan su almadan
gemiler büyür mü yere doğru-
susma!
bu gürültüye dayanamam diyor karısı
bir günlük gibi tutuyor bebeğini
duyguları alınmış, sesi alınmış, kaşları...
ölüyü çıkarıyor ağzından
terliyor bütün kelimeler
bakışlar kırmızı, mevsim yaz
bahçede dut ağacı
ömründe kar tutmamış
kesik kolları var onunyeşil öfkenin içinden
yas tutuyor bembeyaz
O DA GÜZEL (Mourid Banghouti)
Yatağımızda ölmek ne güzel
temiz bir yastık
ve yanımızda dostlar
Ölmek güzel, bir kereliğine,
ellerimiz göğsümüzde bağlı
boş ve solgun
yarasız, zincirsiz, pankartsız
ve dâvasız
Tozsuz bir ölümle gitmek güzel,
gömleğimizde bir delik
kaburgamızda nişanı olmadan
Ölmek güzel
yanağımızın altında kaldırım değil, beyaz bir yastık,
ellerimiz sevdiklerimizle,etrafımızda çaresiz doktorlar ve hemşireler,
zarif bir elvedadan başka hiçbir şeyimiz olmadan,
tarihle ilgisiz,
dünyayı olduğu gibi bırakıp,
bir gün bir başkası değiştirir
diye umarak
İŞLE BİTEN GÜZEL RÜYA (Zilhad Kljucanin)
Kaç devlet varsa
Köyde
O kadar ev var.
Her evde
Bayrak
İnsanlar çıkıyor
Her evden
Konuştukları dil
Bayrağın dili değil
Son Yazılar
-
İstanbul Şiir Festivali'nden Şiirler
İstanbul Şiir Festivali'nden Şiirler
18/10/2009 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Seyreyliyorum Şehri, Seni...
Seyreyliyorum Şehri, Seni...
Tüm şehrin görülebildiği tepeler vardır ya hani, filmlerde sevgililerin bir ağaç altında şehri seyre daldıkları, oraya gidiyorum işte.
Dışarıdan, şehrin dışından, seyretmek istiyorum şehri, seni.
O tepenin yamacındaki patikadan tırmanıyorum yukarıya doğru ve arada durup durup bakıyorum şehre, sana.
Her adımda, her durup baktığımda daha çok, daha bütün görmeye başlıyorum şehri, seni.
Arada, patikada, ayağım bir taşa takılıyor yürürken, dengemi kaybediyorum ve sarsılıyorum; sarsılıyor şehir, sarsılıyorsun.
Her zaman şanslı olamıyor insan ve her sarsıntıda toparlanamıyor. Takılıyorum, sarsılıyorum, düşüyorum. Düştüğüm yerden bakıyorum şehre, sana.
Çıkıyorum tepeye, yükseliyorum. Yükseldikçe küçülüyor her şey; evler, ağaçlar, insanlar ve şehre ait ne varsa… Küçülüyor şehir, küçülüyorsun.
İçime çekiyorum havayı, tertemiz bir nefes… Her zerresinde, içimi arındırıyor gibiyim. Bir bulut gibi çökmüş kiri görüyorum şehrin üstünde, kırmızı, kahverengi, yeşil, sarı, gri, siyah… Kirini seyrediyorum şehrin, senin.
Yürüyorum ama yorulmuyorum. Bunu fark ettiğim anda, beni ne kadar yorduğunu düşünüyorum şehrin, senin.
Zordur bir tepeye tırmanmak, usanç verir insana. Ben bıkmadan, usanmadan tırmanıyorum ve şaşırıyorum buna. Anlıyorum ki bıkmışım artık şehirden, senden.
Sessizlik her yanım, her yanım sensizlik. Sensiz her ses sessizlik. Nefret etmişim gürültüsünden şehrin, senin. Tahammülüm kalmamış tek bir çınlamasına şehrin, sesinin.
Dokunduğum her yer, her şey gerçek. Duyduğum her ses, doğal. Ben yapaylığın içindeymişim şehirde, sende.
Ölüm bile doğal geliyor burada. Her şey kendi doğallığında ölüyor. Çektiğim tüm acıları hatırlıyorum, hepsini ama ve tek tek. Hepsi sahte geliyor artık bana, tüm acılar ve o acıların içinde kıvranarak ölüşüm. Görüyorum şimdi, şehir ölmekmiş defalarca, öldürüyormuş beni şehir, öldürüyormuşsun beni.
Şehrin üzerinden batıyor güneş, usul usul çöküyor karanlık. Batan güneşi seyrediyorum, her yer alacakaranlık. Başıma çöken ağrıların olmadığını fark ediyorum. Gözlerimin çevresinden yayılırdı başıma ağrı, günün geceye dönümünde ve gün dönümlerini sevmedim hiç bu yüzden şehirde. Gün dönüyor üzerinden şehrin, senin.
Karanlık, her yer karanlık artık. Yeter ki arkamı döneyim şehre, görmeyeyim parıltılarını şehir ışıklarının. Ve üstelik karanlık korkutmuyor beni. Korkutmuyor hiçbir şey beni ışıkları kadar şehrin, senin.
Tepenin yamacındayım, uzanıyorum. Uzanıyorum ve yıldızları seyrediyorum. Yıldızlar, şehir ışıklarının esaretinden kurtulmuş ve özgürlük şarkıları söyler gibiler gökyüzünden. Yıldızlar gibiyim, kurtulmuşum esaretinden şehrin ışıklarının, senin.
Tepenin yamacındayım, uzanıyorum. Yıldızlar parıldıyor gökyüzünde ve ben şehir ışıklarına lanet ediyorum. Şehir ve ışıkları, eşsiz manzarasından gökyüzünün ve yıldızların mahrum ediyormuş beni. Senin hayatın ışıklarından mahrum edişin gibi. Nefret ediyorum, şehir ışıklarından, şehirden, senden.
Doğruluyorum olduğum yerde ve dizlerimi kırıp oturuyorum, tıpkı yan yana, bir tepenin yamacında oturup şehri seyreden sevgililer gibi. Tepenin yamacındayım ve yanımdasın. Ellerim belinde, bir birine aşık sevgililer gibiyiz ve ben şehri seyrediyorum. Belinde elim, karşıda şehir, gözlerimi kapatıyorum şehre ve tepenin yamacından itiyorum seni şehre doğru, itiyorum seni sana…16/1/2009 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
Sooner Or Later(çevirisiyle)
Sooner Or Later
Don`t be scared of your shadow
gölgenden korkma
You can`t hide from your sorrow
kaderinden saklanamazsın
You can`t stay here till tomorrow
yarına kadar burda kalamazsın
Welcome to the club of broken hearts
kırık kalpler kulübüne hoşgeldin
Where a thousand lonely souls have passed
binlerce ruhun geçtiği yer
Sooner or later you`re gonna wake up and find what your looking for
er yada geç sen uyanacaksın ve aradığın şeyi bulacaksın
Like a diamond washed up on the shore
kıyıda yıkanmış bir elmas gibi
In the meantime you`re feeling like your lost without a friend
işte bu sırada arkadaşsız,kaybolmuş gibi hissediyorsun
Sooner or later you`re gonna love again
er yada geç gene seviceksin
Sooner or later you`re gonna love again
er yada geç gene seviceksin
Love, has left you rejected
aşk seni bırakıp reddetti
You, put up your defences
sen savunma kurarsın
Now, your heart`s been tried and tested
şimdi kalbin çabaladı ve test edildi
Now you join the land of broken dreams
şimdi sen kırık hayyaller ülkesine katılıyorsun
No good wishing for what could`ve been
olmuş olanlar için iyi dilekler yok
Sooner or later you`re gonna wake up and find what your looking for
er yada geç sen uyanacaksın ve aradığın şeyi bulacaksın
Like a diamond washed up on the shore
kıyıda yıkanmış bir elmas gibi
In the meantime you`re feeling like your lost without a friend
işte bu sırada arkadaşsız,kaybolmuş gibi hissediyorsun
Sooner or later you`re gonna love again
er yada geç gene seviceksin
Sooner or later you`re gonna love again
er yada geç gene seviceksin
Don`t be scared of your shadow
gölgenden korkma
You can`t hide from your sorrow
kaderinden saklanamazsın
Sooner or later you`re gonna wake up and find what your looking for
er yada geç sen uyanacaksın ve aradığın şeyi bulacaksın
Like a diamond washed up on the shore
kıyıda yıkanmış bir elmas gibi
In the meantime you`re feeling like your lost without a friend
işte bu sırada arkadaşsız,kaybolmuş gibi hissediyorsun
Sooner or later you`re gonna love again
er yada geç gene seviceksin16/1/2009 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
yoksulun ölümü

Yoksulun ölümü
Bismillah diyerek kapıya çıktı
Kar diye söylendi büktü boynunu
Dönüp çocuklara hüzünle baktı
Zor diye söylendi büktü boynunu
Üç gündür yemek yok evde ocakta
Bir torba kömür yok kalsa sıcakta
Çıplak perişanlık naçâr kucakta
Kor diye söylendi büktü boynunu
İlk önce saçını karlar yokladı
Sol cebinde resim öpüp kokladı
Döndü çocuklardan yaşı sakladı
Dürr diye söylendi büktü boynunu
Gün boyu sokakta dolandı durdu
Olmayan işleri nafile sordu
Bulamadı kara bahtına yordu
Zâr diye söylendi büktü boynunu
Yırtık ceketinden karlar süzüldü
Gözünde bir hayâl ona üzüldü
Üşüdü titredi öyle büzüldü
Gör diye söylendi büktü boynunu
Vitrinlere baktı gözü takıldı
Aş evini gördü içi söküldü
İçeriye girdi kaşı yıkıldı
Sar diye söylendi büktü boynunu
Utandı mahcuptu dışarı çıktı
Durup kumpanyaya acıyla baktı
O an yüreğine kurşunlar aktı
Ar diye söylendi büktü boynunu
Belki yaşamazdı daha da fazla
Sarmasa çocuklar kalbini nazla
Gündüz duâlarda gece niyazla
Nûr diye söylendi büktü boynunu
Bir bir hatıralar geçti gözünden
Kuru bir hıçkırık çıktı sözünden
Al al oldu hicâp düştü yüzünden
Dur diye söylendi büktü boynunu
Sustukça daha da yığıldı derdi
Çaresizlik dedi yıkarmış merdi
Düştü gölgesine kızarak vurdu
Sür diye söylendi büktü boynunu
Bağrında sızladı açık yarası
Kara gözlerinde hicrân karası
Talihine dargın yoktu arası
Kör diye söylendi büktü boynunu
Elleri kahırla cebine gitti
Solmuş aynasını yüzüne tuttu
Sapsarıydı benzi aynaya çattı
Kır diye söylendi büktü boynunu
Aklını zorladı gülünün hali
Yalnız kalacaksın diyordu dili
Ölürken son defa uzandı eli
Yâr diye söylendi büktü boynunu
Zaman çıldırmıştı gülünden ayrı
Vurgun yaşıyordu yüreği sayrı
Bari çocuklara olsaydı hayrı
Kâr diye söylendi büktü boynunu
Ne geleni vardı ne de gideni
Bir tek yoksullukdu bunun nedeni
Gülü’de solmuştu enkaz bedeni
Vur dedi söylendi büktü boynunu
Evine dönerken hasreti yandı
Yol boyunca başı fırlandı döndü
Gözleri karardı bakışı söndü
Pir dedi söylendi büktü boynunu
Kapıyı çalarken yığıldı kaldı
Başı yere vurdu gözleri daldı
İki damla kanı burnundan geldi
Bir diye söylendi büktü boynunu
Çocuklar eşiğe feryat düşürdü
Gördüm ciğerimi yaktı pişirdi
Hey Makberî çile yolu şaşırdı
Gir diye söylendi büktü boynunu25/1/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
SONET
SONET
Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!
Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözlerSHAKESPEARE 20/1/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
LAVİNİA ve herşey sende gizli
evet arkadaşlar size en beğendiğim şirlerden ikisini sunuyorum
umarım beğenirsiniz
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia
ÖZDEMİR ASAFHERSEY SENDE GiZLi
Yerin seni cektigi kadar agirsin
Kanatlarin cirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin
Gozlerinin uzagi gordugu kadar genc...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kotu..
Ne renk olursa olsun kasin gozun
Karsindakinin gordugudur rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna;
Ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir omrun..
Gulebildigin kadar mutlusun
Uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar
sevileceksin.
Gunesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
ve karsindakine deger verdigin kadar insansin
Bir gun yalan soyleyeceksen eger
Birak karsindaki sana guvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
ve guclu hissettigin kadar guclu.
Kendini guzel hissettigin kadar guzelsin.. iste budur
hayat!
Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar usursun
ve karsindakini unuttugun kadar cabuk unutulursun
Cicek sulandigikadar guzeldir
Kuslar otebildigi kadar sevimli
Bebek agladigi kadar bebektir
ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ogren,
SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN
CAN YUCEL
28/12/2007 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! | Kalıcı Bağlantı
- « Daha Yeni |
- Daha Eski »





One Theme
olmamıs
kavak yelleri ileti
meraba
e
şablon
kavak yelleri
kavak yelleri
şablonun footer bölümü
kavak yelleri